19 Şubat 2009 Perşembe

SİGARANIN ZARARLARI

Sigara bir kanser üreticisidir. Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) nun yayınladığı son rapora göre , dünya genelinde bütün ölümlerin % 35 'i kanserden ileri geliyor.

Sigara, akciğer başta olmak üzere, gırtlak, ağız , dil, mide oniki parmak, ince ve kalın bağırsak, karaciğer, cilt , göğüs(meme) , rahim ve prostat kanserlerinin , göz ve beyin tümörlerinin çoğunlukla temeldeki sebebidir.

Günde bir paket sigara içen birinin içmeyene göre akciğer kanserine yakalanma ihtimali 20 misli fazladır.

Sigara , kanı pıhtılaştırdığından damar çeperlerini kalınlaştırır. Bunun sonucu damar sertliği ve yüksek tansiyon oluşur. Bu oluşum ; göz , beyin , kalp, karaciğer, böbrek başta olmak üzere bütün damarlarda çatlama , yırtılma ve tıkanmalar yapar. Kan dolaşımı yavaşlar, nabız sayısı artar, solunum yetmezliği görülür. Hafıza kaybı, görme bozuklukları, işitme bozuklukları, felçler, böbrek ve karaciğer bozuklukları hayati tehlikeye atmaktadırlar.

Sigara , hücrelerimize hayat ve enerji veren C ve B vitaminlerinin düşmanıdır.

Sigara , tükürük akımını azaltır, bu da akciğer hastalığına götürür.

Sigara , alınan ilaçları etkisizleştirebiliyor.

Sigara içenlerde hastalık , yara ve ameliyatların tedavi süresi uzun sürüyor.

Günde bir paket sigara içen 20 yılda 5 - 7 kg katran vücuduna depo etmiş olur.

Sigara , dişleri sarartır, cilt güzelliğini ve rengini bozar, göz parlaklığını kaybeder, ses tellerinin ahengini bozar.

Sigara aile bütçesini olumsuz şekilde etkiler, yangınlara sebep olur, çevre kirliliği yaratır.

(Sigara Raporu ,- Türkiye Yeşilay Cemiyeti)

15 Şubat 2009 Pazar

KAL KIRIZINDEN KORUNMAK


Kalp krizinden korunmak ve genetik saati yavaşlatmak mümkün

Prof. Dr. Mehmet Öz, altı gün boyunca GÜNAYDIN okurlarına kalp krizinden korunmanın ve yaşlanmayı geciktirmenin yollarını anlattı. Kaçıranlar için altın değerindeki bilgiler bir arada

Dünyaca ünlü kalp cerrahı New York Columbia Üniversitesi Presbyterian Hastanesi Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Öz, uzun yaşamın reçetesini GÜNAYDIN okurlarına verdi. Sağlıklı ve mutlu yaşamın sırlarını anlatan Mehmet Öz'ün önerileri günlük hayat içinde çok rahat uygulanabilecek bilgileri içeriyor.

KALP KRİZİNDEN KORUNMANIN YOLLARI

* Kalp krizi sırasında yaşam şansını artıracak en önemli şey nedir?
En iyisi Aspirin. Etkisi o kadar büyük ki hastaneye gelen yoğun bakıma aldığımız her hastaya veriyoruz.

* Kalp krizleri sabaha karşı ve pazartesi günleri ortaya çıkıyor. Neden? Sabaha karşı kalp krizlerinin arttığını gösteren araştırma İngiltere'de yapıldı, çünkü sabahları vücuttaki hormonlar değişiyor. İkincisi kötü rüyalar bazen her şeyden daha fazla stres yaratıyor. Kalbin üzerinde fazla stres nedeni. Aynı araştırmada en fazla ocak ayında ve pazartesi günü kalp krizi geçirildiği saptandı. Pazartesi günleri diğer günlere göre daha stresli oluyor. Belki de pazar akşamı diyetine dikkat etmemişse, alkolün ölçüsü fazla kaçmışsa bundan da kaynaklanabilir.

* Kalp krizi belirtileri neler? Kalp krizi geçirenlerin yarısı krizi geçirmeden önce hiçbir belirtiye rastlamazlar, ya da en azından hiçbiri belirtilerin farkına varamazlar. Bunun en önemli nedeni kalp krizi değişik yollarla meydana gelir. Ama yine de kalp krizi geçirmeden önce genel ve belli bazı belirtiler vardır, bunlara dikkat edin: l Göğüste şiddetli ağrı, sıkışma l Üst gövdenizde rahatsızlık l Nefes darlığı l Soğuk terleme l Mide bulantısı l Ani aşırı halsizlik, yorgunluk

GENÇ KALMANIN YOLLARI
1. Kalbinizi pompalayın
Aslında vücudunuz doğal bir yağ yakıcısıdır, her zaman kalori yakarsanız, bahçenizle ilgilenirken, kitap okurken ya da banyo yaparken bile kalori yakarsanız. Fakat en sağlıklı olmak için fiziksel egzersiz yapmanız şarttır. Haftada

3500- 6500 kalori arasında yakmanız gerekir. Egzersiz aynı zamanda kan damarlarınızı da güçlendirir. Günde sadece 20 dakika egzersiz yapmak bile kalbinizde, arterlerinizde, eklemlerinizde, davranışlarınızda ve sağlınızda olumlu değişikliklere neden olacaktır.
2. Gerekli ölçümleri yaptırın Kan basıncı (tansiyon) testi: 55 yaşındaki birinin tansiyonu ideal değerlerde beden yaşı takvim yaşından ortalama olarak 9 yıl daha genç olur.
Kolesterol: İyi huylu ve kötü huylu kolesterol değerlerinize dikkat edin. Günde ortalama en az 30 dakika yürüyüş yapın, niasin alın. Her gece bir kadeh içki içebilirsiniz.
Homosistein: Alınan proteinlerin sindirilmesini sağlayan bu maddenin fazlası damar duvarlarında tahribata neden olabilir. Kan testinizde bu değerin 9 mg/dl veya daha az olmasına dikkat edin.
Fiziksel testler: Maksimum kalp hızı: Üç dakika vücudunuzu zorlayacak bir egzersiz yaptıktan sonra, kalp ritminizin hızını ölçün. Yaşınız için öngörülen maksimum değere, yüzde 80-90 oranında ulaşabiliyor musunuz? Maksimum kalp hızı değerini, yaşınızı 220'den çıkararak bulabilirsiniz.
Toparlanma süresi: En ağır egzersizi yaptıktan sonra kalp hızınızı not edin. İki dakika sonra kalp hızınızı tekrar ölçün, yaşınıza göre maksimum değerin en az yüzde seksenine ulaşıyorsa ya da iki dakika içinde 66 veya daha fazla değer düşüş göstermeye başladıysa takvim yaşınızdan en az 5 yıl daha gençsiniz demektir.
3. Çevrenizde iyi ve güvenilir dostlarınız olsun Strese ve depresyona karşı kendinizi koruyun, olumsuz düşüncelerden uzak durun, kronik stres kalbin en önemli düşmanıdır.
4. Kalbinizi besleyin Günde en az bir avuç fındık, fıstık ya da ceviz yiyin. Zeytinyağı ve balık yağı damarlarınızı temizlemek ve iyi huylu kolestrolü yükseltmek için birebirdir. Haftada en az bir kere balık yiyin. Yağlı etten, fındık yağından, tam yağlı süt ürünlerinden ve fast food türü gıdalardan uzak durun.
5. Akrabalarınızı ihmal etmeyin Hem akrabalarınızla vakit geçirir hem de onlarında şikayetçi olduğu genetik rahatsızlıkları öğrenebilirsiniz.
6. Ecza dolabınıza özen gösterin Erkekler 35, kadınlarsa 40 yaşından itibaren kalp rahatsızlarından korunmak için her gün bir tane Aspirin alabilirler. Bedeninizin ihtiyacına uygun bir multivitamin de takvim yaşınızdan 6 yıl daha genç kalmanızı sağlar.
7. Uyuyun Düzenli uyumaya özen gösterin, araştırmalar kadınların günde 7-8, erkeklerin 8-9 saat uykuya ihtiyaç duyduklarını ortaya koyuyor.

BURONJLAŞMAK


Sağlıklı bronzlaşmak mümkün değil, güneş DNA'nızı bozar!

Yaz tatilinin olmazsa olmazı bronzlaşmaktır. Ancak doktorların buna itirazı var: Bir kez bronzlaştıysanız DNA'nız hasarlı olur. Hiçbir şekilde sağlıklı bronzlaşmak mümkün değildir

Yazın sıcakların zararlıetkilerinden kurtulup güneşisağlığınız için kullanmakistiyorsanız bu yazı dizisiniokuyun. En iyi bronzlaşmayöntemleri, seyahathastalıklarından korunmametotları, yaz aylarınıenfeksiyona yakalanmadangeçirmenin en iyi yollarını işinuzmanı doktorlar anlatıyor.Havuzdan ve denizdenbulaşabilecek hastalıklarıbilirseniz önleminizi alabilirsiniz.Orta kulak iltihapları, sarılık veidrar yolu hastalıklarına karşı enkolay tedavi stratejilerinidoktorlar gösteriyor. Yazromatizması, yaz alerjilerine karşıhazırlıklı olun. Yazın nasılbeslenmeli diye merakediyorsanız bu yazı sağlıklıgeçirmenin yöntemlerini sizleriçin araştırdık.

Sağlıklı bronzluk için neler gerekli, 'Hiç mi güneşe çıkmayacağım yoksa' diye merak ediyorsanız sizler için bir ekip soruları yanıtladı. Acıbadem Hastanesi Kadıköy ve Bağdat Caddesi Polikliniği Dermatoloji Uzmanı Dr. Asiye Nesrin Aksoylar, Dermatoloji Uzmanı Dr. Gökhan Okan, Dermatoloji Uzmanı Dr. Deniz Duman ve Dermatoloji Uzmanı Dr. Sadiye Kuş sorularınıza yanıt verdi:

* Güneşin yararları neler? Güneş deride bulunan D vitamini öncüsü bir maddeyi aktif D vitaminine dönüştürür. D vitamini vücuttaki kalsiyum dengesini ve kemik gelişmesini sağladığından, özellikle çocuk ve yaşlılar için ölçülü yapmak koşuluyla güneş banyoları yararlıdır. Bazı deri hastalıklarına örneğin sedef hastalığına da güneş ışınlarının yararı olmaktadır.

* Güneş yanığında ilk müdahale nasıl olmalı? Böyle bir durumla karşılaşıldığında, hastanın serince bir yerde dinlenmesi ve sonrasında sık sık serin duşlar alması yararlı olur. İleri durumlarda doktora danışılmalıdır. Yağsız su bazlı yumuşatıcı kremler, gerekirse kortizonlu krem veya merhemler ve ağrı kesiciler kullanılması yararlı olabilir. Yoğurt, olur olmadık kremler yanığın yaraya dönüşmesine yol açar.

EGZAMA DA YAPABİLİR

* Güneşe çıkmadan önce cilt temizliğinde neler yapılmalı?
Güneşe çıkmadan önce ve diğer zamanlarda da düzgün bir cilt temizliği gereklidir. Normal zamanlardan daha kapsamlı bir cilt temizliği her zaman gerekli olmasa da alkolsüz ve parfümsüz temizleyiciler kullanmak daha uygundur. Güneşli havalarda en çok dikkat edilmesi gereken, deri üzerine parfüm, deodorant gibi ürünlerin sürülmemesi, bu tarz ürünlerin daha çok kıyafetler üzerine sıkılmasıdır. Eğer aksi yapılırsa deride bazı lekelenmelere, bazı kızarıklık kaşıntı gibi belirtileri olan egzama grubu hastalıklara neden olabilir.

* Güneş alerjileri nasıl ortaya çıkar? Güneşin erken dönemdeki zararlı etkilerinden biri de polimorf ışık reaksiyonu, kurdeşen gibi hastalıkları ortaya çıkarmasıdır. Alerjik kökenli bu reaksiyonlar; güneş gören vücut bölgelerinde (yüz, kollar ve boyun gibi) kızarıklık ve kaşıntılı döküntüler şeklinde görülür.

* Cilt kanserleri nasıl oluşur, güneş etkili midir? Uzun ve yinelenen güneşte kalmaların yıllar içinde doğurabileceği en önemli sonuç, deri kanserleridir. Deri kanseri vücudun hiç güneş almayan bölgelerinde de görülmekle birlikte çoğunlukla açık kısımlarda görülmesi, güneşin rolünü gösteren bir bulgudur. Deri kanserlerinin büyük kısmının seyri nispeten iyi olmakla birlikte pigment üreten hücrelerden kaynaklanan Melonom, bilinen en kötü kanser türlerinden biridir. Giderek büyüyen ya da yeni ortaya çıkan ben ya da lekeler için doktora danışılmalıdır. Çocukluk döneminde korunmasız bir şekilde güneşe maruz kalındığında ileride cilt kanserine yakalanma riski daha da artar. Bu nedenle özellikle çocukların korunma olmaksızın güneşe çıkmaması gerekir.

* Ciltte güneşin etkisiyle oluşan kahverengi lekelerin nedenleri nelerdir? Tedavisi nasıl yapılır? Güneşin etkilerinden biri de vücutta kahverengi lekeler oluşmasına neden olmasıdır. Bunlar genel sağlık açısından önem taşımazlar, ancak görünümleri rahatsızlık vericidir. Etkili bir güneş koruyucu kullanmanın yanı sıra, hidrokinon gibi pigment üretimini durduran ve meyve asitleri gibi soyucu özellik taşıyan ilaçlar alınabilir. Ancak kesin sonuç almak her zaman mümkün olmayabilir. Güneşin uzun sürede verdiği zararlardan biri de deri yaşlanmasıdır. Doğal yaşlanmaya ek olarak güneşin yol açtığı kırışıklık, lekelenme ve deri yapısında kabalaşma ortaya çıkabilmektedir.

CİLT TİPİNE GÖRE KORUMA

* Cilt tiplerine göre güneşten korunma nasıl olmalı?
Çocuklar, yaşlılar, kalp hastaları, hipertansiyonu bulunanlar ve bazı cilt tiplerine sahip olanlar güneşten daha çok etkileniyorlar. Doğal olarak bu kişiler ek korunmaya daha çok önem vermeleri gerekiyor. Deri tipleri, yaz güneşinde ortaya çıkan kızarıklık ve bronzlaşabilme özelliğine göre belirleniyor.
Tip 1: Her güneşlenmede kızaran asla bronzlaşamayan.
Tip 2: Her zaman kızaran, bazen bronzlaşan. Tip 1 ve Tip 2'de olanlar, genellikle sarışın, mavi gözlü ve beyaz tenlidirler ve genellikle yazın öğle güneşinde 10-20 dakikada güneş yanığı alabilirler.
Tip 3: Bazen yanan, genellikle bronzlaşan.
Tip 4: Çok az yanan, çabucak ve her zaman bronzlaşan.
Tip 5: Koyu renk olanlar (Kızılderililer gibi).
Tip 6: Zenciler. Tip 1 ve Tip 2 olanlar, yaşlılar, çocuklar ve güneşe duyarlı hastalığı olanlar, yazın her gün güneş koruyucu kullanmalıdırlar. Tip 3 olanların da uzun güneşlenmelerde koruyucu kullanmaları gerekir. Tip 4, 5 ve 6 olanların ise koruyucu kullanmaları gerekmez.

* Sağlıklı bronzlaşmak için ne yapmak gerekiyor? Bronzlaşmak DNA hasarının bir göstergesidir. Bir kez bronzlaştıysanız DNA'nız hasarlı olur. Hiçbir şekilde sağlıklı bronzlaşmak mümkün değildir.

* Güneş benleri etkiliyor mu? Benler sayıları kalıtsal olarak belirlenen, çocuklukta çıkmaya başlayan, ergenlik döneminde kahverengiye dönüşen cilt lezyonları olarak adlandırılıyor. Benler cilt kanserlerine sebep olabiliyor. Benler birden ortaya çıkarsa, hızla büyür ve kabarıklaşırsa, içinde farklı renk tonları varsa, sınırları düzensizse veya kaşınıyorsa mutlaka bir dermatolog tarafından muayene edilmelidir.

LAZER EPİLASYON

Lazer epilasyon
Lazer Epilasyon

Çağımızın modern epilasyon yöntemi Lazer epilasyondur. Dalga boylarına göre farklı lazer tipleri ve cihazları mevcuttur. Bunlar alexandrite, diode, nd yag ve ruby olarak isimlendirilmektedir. Kıl yapısı, cilt rengi ya da uygulama yapılacak vücut bölgesine göre farklı lazerlerin kullanılması başarıyı artırmaktadır. Olası yan etki riskini azaltmaktadır. Bazı durumlarda ise ıpl ya da mavi ışık gibi foto epilasyon yöntemleri tercih edilebilmektedir.

Alexandrite, diode lazerler ile mavi ışık, IPL (fotoepilasyon) yöntemleri merkezlerimizde bulunmaktadır. Uzmanlarımız merkezlerimizde cilt tipi, kıl rengi, yapısı ve uygulanacak vücut bölgesine göre size en uygun lazer tipini seçerler.

Daphne”nin farklı lazer ve ışık sistemlerini bünyesinde bulundurmasının sebebi bilimsel yayınlarda farklı cilt tiplerinde, farklı kıl tiplerinde ve farklı vücut bölgelerinde farklı lazer sistemlerinin daha başarılı olduğunun gösterilmiş olmasındandır.

Teknolojiyi, bilimsel yayınları yakından takip eden bir ekibe sahibiz ve bu nedenle farklı dalga boyundaki lazer ve ışık kaynaklarını merkezlerimizde kullanmaktayız.

Başarılı sonuç için Lazer epilasyon uygulaması Cilt rengi ve kıl yapısına en uygun lazer tipi ve dozunun seçimi ile başlamalıdır.

Lazer epilasyon
Bazı vücut bölgelerinde ve bazı cilt ve kıl tiplerinde tiplerindeinde alexandrite lazerleri tercih ediyoruz. Alexandrite tipi lazerlerin dalga boyu 755 nm dir.

Alexandrite lazer dalga boyu kıla rengini veren melanin ismindeki boya maddesi tarafından iyi emilir. Pulse denen özelliği long pulsed olan cihaz cildin korunmasında önemlidir. Bu özellik güvenli uygulama olanağı sağlar. Pulse özelliği yeni kuşak lazerleri eskilerinden ayıran en önemli farklardan biridir.

Lazer epilasyon uygulaması sırasında cilt soğutulmalıdır. Bu uygulama ciltte problem oluşmasını önler. Cilt, lazer epilasyon esnasında korunmuş olur ve acı hissi azaltılır. Bizim kullandığımız alexandrite lazer sistemine ilave edilmiş bir cihaz sayesinde aktif soğutma yapılmaktadır. Burada kullanılan materyal hava soğutma sistemi olarak bilinmektedir.

Lazer epilasyon artan bir insan kitlesi tarafından istenmeyen tüyler için tercih edilir hale gelmiştir.

Lazer epilasyon yönteminin başarısı şunlara bağlıdır; uygulanan vücut bölgesi, cilt tipi (cilt rengi), kıl kalınlığı, kıl rengi ve hormonal bileşenler. Lazer epilasyon, tüm bunlar dikkate alındığında vücut bölgeleri için ortalama 6 seans da başarıyla kıl yoğunluğunu ve/veya kalınlığını azaltmaktadır. Yüz bölgesinde seans sayısı kişiye ve hormonal problemine göre farklı olabilmektedir. Ortalama 10 seans gerekebileceği kabaca söylenebilir.

Lazer epilasyon uygulaması sırasında hafif ağrı olabilir. Bu ağrı çamaşır lastiği çarpma hissi gibi, karıncalanma ya da hafif iğne batması şeklinde tarif edilmektedir.

Bugün lazer epilasyon nazik, modern ve uzun süreyle tüyleri azaltan ya da yok eden epilasyon çeşididir denilebilir.

LAZER EPİLASYON ÖNCESİ NELERE DİKKAT EDİLMELİ?
En az 1 ay öncesine kadar ağda, depilasyon gibi kılları kökünden koparan işlemleri yapılmamış olmalıdır. Lazer epilasyon seansında etkinin en iyi olabilmesi için kıllar kıl kökünde olmalıdır. Yani anagen denilen aktif büyüme evresinde olmalıdır. Lazer epilasyon seansından en az 1 ay öncesine kadar güneş banyosu amaçlı güneşlenilmemiş ve solaryuma gidilmemiş yani kısaca bronzlanılmamış olmalıdır. Yakın zamanda yapılmış kısa süreli bir güneş banyosu bile seansı yapacak kişiye bildirilmelidir. İlk seans ya da test seansı öncesi kıllar traş edilmeden görülmelidir. Kıl yapısı değerlendirilir gerek görülürse sonuç takibi için fotoğraf çekilebilir. Sonraki seanslarda 3 gün önceden traş yapılabilir.

LAZER EPİLASYON TEST UYGULAMASI NEDİR?
Uzmanlarımız gerekli gördükleri bazı kişilerde ya da isteyenlere test atışları yaparlar. Bu bazı durumlarda doz tespiti ya da kişinin lazer ile tanışması açısından avantaj sağlayabilir korkuları yenebilir.

LAZER EPİLASYON İÇİN HAZIRLIKLAR NELERDİR?
İlk görüşme öncesi hiçbir uygulama yapmadan doktorumuzun kılları görmesinde fayda vardır. İlerleyen seanslarda Lazer epilasyon uygulamasından 3 gün önce bölgenin evde uygun şekilde jilet ile traş edilmesi vakit kaybını önler. Lazer epilasyon uygulanacak alana lokal anestezik krem uygulaması nadiren gerekir. Etkin soğutma uygulanabilirse genellikle anestezik maddeye çoğunlukla gerek kalmaz. Ağrı eşiği çok düşük olan kişilerde lokal anestezik kremler 1 saat öncesinden strech film kapatılarak uygulanırsa ağrıyı azaltır.

LAZER EPİLASYON NASIL YAPILIR?
Lazer epilasyon yapılacak alan traş makinası ya da jilet ile kısaltılır. Alexandrite lazerlerde genellikle traş makinası tercih edilir. Kullanıcı ve uygulanacak kişiye lazer ışınlarından gözleri koruyan gözlükler takılır. Gözlüksüz işlem yapılmamalıdır. Sonra kullanıcı el aleti yardımı ile lazer uygulamasına başlar. Lazer epilasyon cihazları ışık enerjisini bir el cihazı yardımıyla uygularlar. Lazer makinası içinde oluşan lazer ışığı el aleti ile cilde ulaştırılır. Lazer epilasyon sırasında el cihazı yardımı ile tekrarlayan lazer atışları cilde uygulanır. Her lazer atışı ciltte belli bir alanı tarar. Bu lazer atışı sonrası kıl kökü ısı ile tahrip olur. Bu sayede uygun dönemde olan kıl kökleri yeni kıl üretme fonksiyonunu tamamen yada kısmen uzun süreli olarak kaybeder.

LAZER EPİLASYON SONRASI NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?
Lazer epilasyon seansından sonra hafiften koyuya kadar değişen bir kırmızılık ve kıl etrafında hafif bir şişlik yani ödem oluşur. Lazer epilasyon seansı sonrası oluşan bu reaksiyon genellikle 1–2 saat içinde azalarak yok olur. Bazen 1–2 güne kadar da uzayan hafif kızarıklık olabilir. Bu bölgesel reaksiyon için nemlendirici kremler çoğunlukla yeterli olur. Lazer epilasyon uygulanan kişilere, Lazer epilasyon uygulaması sonrasında dikkat edecekleri hususlarla ilgili detaylı bilgi verilir. Lazer epilasyon uygulaması yapılan bölgenin 2 hafta boyunca güneş ışığına maruz kalmamasını ya da güneş banyosu yapılmamasına dikkat edilmelidir.

LAZER EPİLASYON ZARARI VARMIDIR?
Bazı hassas ve koyu ciltlerde ya da yüksek enerjili Lazer epilasyon seanslarında ciltte yüzeysel kabuklanma oluşabilmektedir. Genellikle kabuklanma günler içerisinde düzelir ve deri normale döner. Nadiren bu kabuklanma sonrasında deride renk değişikliği dediğimiz açılma (hipopigmentasyon) ya da koyulaşma (hiperpigmentasyon) oluşabilir. Etkilenen kişilerin çoğunda deri 4–6 ay içinde normale döner. Bazen bu süre uzayabilir ve nadiren kalıcı olabilir. Skar dokusu denilen deride iz oluşumu çok nadirdir ve ciddi derecede yanık oluştuğu durumlarında görülebilir. Bu problemler nadir görülen durumlardır.

LAZER EPİLASYON İÇİN NEDEN BİRDEN FAZLA SEANS GEREKLİDİR?
Lazer epilasyon uygulanan vücut bölgesine göre seans sayısı değişmektedir. Yüz bölgesinde seans sayısı ortalama 10 dur. Kıl kökünün bir kısmı vücut bölgesine göre değişmekle birlikte dinlenme zamanındadır. Lazer epilasyon seansı sadece uygulanan bölgedeki aktif büyüyen tüylerin köklerine etki edebilmektedir. Dinlenme halindeki kıl kökü lazer epilasyon uygulamasından etkilenmemektedir ya da çok az etkilenmektedir. Bu yüzden bölgeye göre değişmekle birlikte 1–2 ay aralıklarla tekrarlayan uygulamalar yapılmak zorundadır. Çoğunlukla 1–2 ay arayla yapılan 6 uygulama sonuç için yeterlidir. Bu yolla uygulanan ve yukarda sayılan özelliklere göre değişmekle birlikte kıl miktarı anlamlı derecede azalmaktadır.

ELSİDİ TV

LG, düz panelde büyüyor...
Scarlet LCD Televizyon ve PG6000 plazma gibi birbirinden özel ürünleri piyasaya süren LG Electronics, düz panelli ekranda, 2008 yılının ilk çeyreğinde 2007 sevkiyatlarına göre yüzde 38.2 büyüme kaydetti.

Dünya düz panelli ekran pazarının öncü firmalarından LG Electronics, 2008 yılının ilk çeyreğinde Orta Doğu ve Afrika bölgesine bir milyondan fazla televizyon seti gönderildiğini bildirdi. LG Scarlet LCD TV ve PG6000 modellerinin piyasaya sürülmesinin ardından satışlarda dikkat çekici bir artış gözlendi.

Geçtiğimiz yılın TV sevkiyatlarına göre yüzde 38.2 gibi ciddi bir artış kaydeden LG, bu ürünlere gösterilen talep nedeniyle bölgede ilk sırayı aldı. LG'nin en son raporlarına göre 2008 yılının ilk yarısında Körfez ülkelerinde 250,000'in üzerinde TV ünitesi satıldı. Bu rakam toplam Orta Doğu ve Afrika satışlarının yüzde 22'sini oluşturuyor.

Dünya çapındaki TV sevkiyatları üzerine Display Search tarafından hazırlanan en son araştırma raporuna göre bu yıl yaklaşık 11 milyon TV ünitesinin, Orta Doğu ve Afrika bölgesine ulaştırılacağı tahmin ediliyor. Bu yıl bölgeye yapılacak toplam sevkiyatların 2007 yılına göre yüzde 8.3 artması bekleniyor.

"Aile eğlencesi, dinlenme ve küresel olaylar ile haberleri günü gününe takip etmenin başlıca kaynaklarından biri olarak, TV satışlarının veya TV'ye olan talebin yavaşlaması olası değildir," diyen LG Electronics Orta Doğu ve Afrika CEO'su K.W. Kim sözlerini şöyle sürdürdü, "Ayrıca, uluslararası spor olaylarını takip etme konusunda büyüyen trend de daha büyük ve daha sofistike düz ekranlı ürün satışını artırmıştır."

LG'nin 2008 yılı ilk çeyrek sonuçlarına göre toplam satışları yüzde 32.1 oranında artarak 3.808 milyar USD'ye ulaştı ve düz ekranlara olan yüksek talep büyük ölçüde bu artışı tetikledi.

LG LCD TV satışları 2007 yılı satış adetlerine göre yüzde 82'lik bir artış kaydederken, plazma TV satışları yüzde 18, monitörler ise yüzde 30 arttı. PDP modül satışları ise LG'nin plazma TV'lerine ve 32 inç monitörlerine olan talep sayesinde yıllık yüzde 17 artış gösterdi.

2008 TREND RAPORU

2008 trend raporu...
Aydınlatmada yeni soluk
Değişen aydınlatma konsepti ve bu alana yönelen ünlü tasarımcılar sayesinde klasik avizeler renk ve form değiştirip modern ve minimalist mekanlarda kullanılmaya, yalın beyaz cam sarkıtlar ise klasik mekanları biraz daha yumuşatmaya ve hafifletmeye başlıyor.

Şeffaf cam girdiği değişik formlarla özellik kazanacak ve 2008 hayalleri zorlayan tasarımların senesi olacak diyebiliriz.

Sezonun gözdesi: Rattan
2008 yaz sezonunda daha katılımcı ve kendisini evinin bahçesinde de ifade etmek isteyen geniş bir kitle ile karşı karşıyayız. Son senelerde denenen sentetik rattan ve paslanmaz çelik hayatımıza daha çok girerek seçeneklerimizi arttıracak.

Hammaddelerde yaşanan teknolojik gelişmeler sayesinde gerçeğinden ayırt edilemeyecek kalitede sentetik rattan örgüleri 2008'de görmeye başlayacağız.

Doğaya saygılı tasarımlar
Yakın bir geçmişte ürün tasarımı için pek dikkate alınmayan plastik türevleri, hak ettiği değeri kazandı. 2008 çevreci malzemelerin ve üretim yöntemlerinin öne çıkacağı bir yıl.

Günlük yaşamın baş döndürücü hızında kendisine bir sığınak arayan kentli insanın ihtiyaçlarından doğan tasarımlarla karşılaşacağız ve 2008'de "kişiye özel tasarım" trendini sınırlı sayıda üretim adı altında izleyeceğiz.

2008'e girerken
60'lı ve 70'li yıllardaki tasarımların teknoloji ile yenilenerek üretimi geçerliliğini sürdürüyor. Ürünlerde beyaz ve siyah kimi zaman tek başına bazense birlikte kullanılıyor.

Mekanın aksesuarlarla renklendirildiği yaşam alanları bu yıl en geçerli trend. Metaller, camlar ve aynalar ise sezonun öne çıkan temalarından. Bir diğer nokta ise tasarımcı ve firmaların çevre bilincini öne çıkartan ürünleri hayata geçirmeleri.

Yeni eğilimler
2007'de en belirgin özellik maksimalizmden minimalizme yeni bir eğilimin ortaya çıkması oldu. Biz neominimalizm oalrak niteledğimiz bu eğilimin ağırlığını arttırmasını bekliyoruz.

Aydınlatmalarda swarovski kristal ve amber taşı gibi materyallerin kullanımı da göze çarpan önemli unsurlar arasında yer alıyor.

Doku ve renk yeniliği
2008 yılında Molteni&C'nin çokça kullandığı moda renklerden siyah, beyaz ve kahverenginin yanı sıra tropikal yeşil gibi canlı renkler de ön sıralarda yer alıyor. Parlak lake ise senenin gözde malzemesi. Kapaklar, komidin ve büfe yüzeylerinde bu malzemeye sıkça rastlayacağız. Ahşapta ise gri meşe, doğal meşe, venge ve egzotik bir ağaç cinsi olan Mutenye gibi dokularla karşılaşıyoruz.

Mekana yeni bakış
2008'de ofiste metal kulanımı artacak. Yangına dayanıklılığı, hafifliği, sağlamlığı ve kolay montj kabiliyetleri metal mobilyayı bu sezon ön çıkaracak.

Nurus'un bu amaçla geliştirdiği yeni dolap ve komodin serileri tüm çalışma gruplarıyla uyulu bir şekilde kullanılabilecek. Beyazın hakimiyeti devam ediyor ve beyazların ahşap desenli kaplama seçenekleriyle kombine edildiği kompozisyonlar öne çıkıyor.

Kontrastlar ve çağrışımlar
Habitat olarak sizi desene forma ve renge farklı bir gözle bakmaya davet ediyoruz. Bembeyaz, çapraşık yüzeyli tasarımlardan, bir ormanın koyu derinliklerine götürecek etnik çağrışımlara yine bol kontrastlı bir koleksiyonla 2008'e merhaba diyeceğiz.

Beyaz, safran sarısı, kiraz rengi, zeytin yeşili ve okyanus mavisini çizgilerle bir araya getirdiğimizde ortaya bol süprizli tasarımlar çıktı.

2008'de parıltı modası ön çıkıyor
Artık moda konusunda çevreye duyarlı tasarımlar hepimizin aradığı en önemli kriterlerden biri haline dönüştü. Roche Bobois'nın çevreye duyarlı koleksiyonlarından Legend serisi kimyasal hiçbir elementin kullanılmadığı ve el işçiliği ile üretilen yapısının yanı sıra klasik anlamda hakimiyetini sürdüren Neo-klasikler de 2008'in çok arananlardan arasında dikkat çekiyor.

Tekdüzelikten uzak çevre dostu
Tüketicilerin mobilya seçimlerinde çevre dostu ürünler aranaya başlaması ve bu isteğe üreticilerin de ayak uydurması ile sektör daha yeşil bir yön çizmeye başlıyor.

Patricia Urquiola ve Hella Jongerius imzalı tasarımlarda eski zaman işçiliğini anımsatan detaylar ve çoklu renk kombinasyonları çok beğeniliyor.

Sezonun dokuları
2008 Kış-İlkbahar sezonunda yine brodeler göz dolduruyor. Bu etkileri döşemelik, perdelik ve tüllerde görmek mümkün. Yeni bir tarz ise ince keten tüllerin ve kumaşların üzerine uygulanmış belli belirsiz baskılar ve yine ince ketenler üzerine uygulanan kadife aplikler.

Keten her zamanki gibi yine revançta fakat bunun yanında kadife alkantara, şönli ve düz dokuma kumaşlar ile ipek ve keten perdelikler dikkat çekiyor.

Yenilikçi bir sezon
2008 yılında koltuk gruplarında dokusuz kumaşlar ile desenli ve parlak teksil türleri öne çıkıyor. Renklerde ise kahve, gri ve siyah gibi tonların hakimiyeti mevcut.

Casa'nın 2008 yatak odası gruplarında modern tasarımlı ferforje modeller en büyük yenilik olarak karşımıza çıkıyor. Yemek grupları ve duvar ünitelerinde ise lake uygulamalı venge ve açık meşe renkler 2008'de de yeni tasarımlar ile popülerliğini devam ettiriyor.

TENCERE TEKNOLEJİ

Tencerede yüksek teknoloji devri...
Sofra ve mutfakların vazgeçilmez firması Jumbo, özel tasarım tencereleriyle yemeklerinize lezzet katıyor. Matrix serisi paslanmaz çelik tencereler şıklığının yanı sıra teknik özellikleri ve tasarımıyla da göz dolduruyor.

Özel alaşımlı termik kapsül tabanı ve tencere ile mükemmel örtüşen kapak detayı zamandan ve enerjiden tasarruf sağlayarak yemeklerinizin lezzetini koruyarak pişirmenizde size yardım edecek. Yemek yaparken ya da pişen yemeğinizi servis ederken özellikle sıcak kapağı nereye koyacağınızı düşünmenize de gerek kalmadı.

Matrix tencerelerin ısıya dayanıklı kulpları kapağı asmanız için özel tasarlandı. Artık kapak tutarken ne eliniz yanacak ne de tezgah kirlenecek. Kullanım kolaylığının yanı sıra dayanıklılığıyla da dikkat çeken Matrix’ in ısıya dayanıklı el yakmayan kulpları, tencereye vidasız olarak monte edilen yüksek teknoloji harikası Clip-On sistemi sayesinde asla gevşeme yapmaz. 4 farklı boydan oluşan ve siyah ve lacivert kulp rengi seçenekleri bulunan Matrix Tencere setinin fiyatı 610 YTL.